İNSAN ÇAĞI

July 11, 2011

İnsan Çağı’nda değişen insan mı, dünya mı?

 

Kuşaklardaki değişimden bahsederken, yaşadığımız dünyanın değişimlerinden de bahsetmek gerekiyor.  Yani herşey aynı kalıyor da sadece gençlerin davranışları mı değişiyor? SHRM (Society of Human Resources Management – İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği) 25-29 Haziran’da ABD – Las Vegas’ta Yıllık Konferansı’ını düzenledi.  Dünyanın en büyük İnsan Kaynakları organizasyonu kabul edilen SHRM’nin bu konfernasında katıldığım sunumlarda geleceğin iş dünyası ve değişen çalışan profile üzerinde sıklıkla konuşuldu.

 

Konferansta, Sanayi Çağı, Uzay Çağı ve Bilgi Çağı’nı yaşadığımız ve hepsinin ortak özelliğinin, insanın gelişmeler tarafından yönlendirilmesi olduğu konuşuldu. İnsanı sanayi, uzay gelişmeleri, bilgi teknolojileri yönlendirdi. Şimdi ise; geldiğimiz nokta Manpower Başkan ve CEO’su Jeffrey A. Joerres tarafından Dünya Ekonomik Forumu’nda da dile getirdiği ve daha sonra da CNBC tarafından üzerine forum düzenlenen İnsan Çağı (Human Age). İnsan artık kontrolü eline almak istiyor, özgürleşmek istiyor. Artık sistemi kendisi yönetmek istiyor ki zaten başka çare de kalmadı.

 

İş dünyası ve sosyal yaşam birçok alanda çıkmaza girmiş durumda.  Dünyamıza tükenmiş ve tükenme sınırına gelmiş kaynaklardan haberdarız. Ayrıca SHRM Konferans’ında yapılan açıklamalardan bazıları da iş dünyasında dair sıkıntıları rakamlarla dile getiriyor:

  • Modem Survey’in değerlendirmesine göre çalışanların %65’inin bağlılığı düşük,

  • Human Capital Institute çalışanların ancak %20’si yaptığı göreve uygun

  • Yaklaşık %80’i yeterli yetkinliğe sahip olmadan o görevi yerine getirmeye çalışıyor,

  • Manpower’in araştırması da çalışanların %84’ü halihazırda iş aramakta diyor.

 

Araştırmalar,ABD ‘de yapılmış ve Türkiye rakamları değil ancak Türkiye’de durumun daha farklı olduğunu düşünmek çok iyimser bir değerlendirme olur. Durumun bu şekilde devam edebilmesi mümkün olmadığı için değişimin alternatifi yok.

 

Şu anda en yaşlısıJ 30 yaşında olan ve artık iş hayatında yönetici konumuna gelmeye başlayan Y kuşağı, sistemleri, organizasyonları zorlayarak değiştirmeye başladı bile. Kimi organizasyonlar bunu gönüllü yapıyor ve değişimden memnun ancak birçoğu halen neden bunun gerekli olduğunu sorgulamakla zaman kaybediyor. Ne kadar geç, o kadar maliyetli olduğunun farkında varmak gerekiyor. Bu değişiklikleri yerine getiren organizasyonlarla ardından gelen Z kuşağı buluşma anında herhangi bir zorluk yaşamayacak.

 

Yeni kuşaklarla beraber neler değişecek?

 

Jenerasyonun tanımlamasını yaparken, belirleyici faktörün kişinin 10-30 yaş aralığında etkisi altında kaldığı olaylar olarak yapıyoruz. O zaman Z kuşağının davranış şekillerini, motivasyon faktörlerini, değer yargılarını şekillendirecek olan olaylar yaşanmaya henüz başlandı.

 

Bir Budist atasözü diyor ki;

geçmişini bilmek istiyorsan bugününe bak, geleceğini bilmek istiyorsan mevcut eylemlerine bak.

 

2020 yılından itibaren yaşanması muhtemel gelişmelere dair, SHRM Konfernası’nda uzmanların bizlerle da paylaştığı bazı kehanetler var.

  • “Dünya Bir” olacak, sınırlar kalkacak. İş yaşamında hali hazırda kalkmış durumda ve 2011 SHRM Konferansı’nda en çok konuşulan konulardan biri, yurtdışındaki yeteneklere nasıl ulaşılabileceği idi.  Yeni kuşakların dünyaya, farklı dillere eski kuşaklardan daha hazırlıklı olacağı düşünülürse, firmaların yeteneklerini elde tutmak için dünya ile rekabet etmeleri gerekecek.

 

  • Duygular ön planda. Sanatçılar, müzisyenler, şair ve yazarlar gibi duyguları ve kalpleri ile üretenler en yüksek değeri 2020’de görecekleri düşünülüyor. Duygulara verdikleri değer ile öne çıkan Sessiz Kuşağa en yakın kuşak Z kuşağı olacak. Organizasyonların, çalışanlarının kalbine, duygularına hitap edebilmesi çok önemli. Görev tanımı ve maaşın ötesini görebilmekten bahsediyoruz.

 

  • Yeni hizmetler, yeni iş alanları (sanal market işletmeciliği, hafıza artırma cerrahlığı, uzay pilotluğu, gen terapistliği, soru bankası tasarımcılığı …) nın yanı sıra bazı iş alanlarında da önemli miktarda eleman açığı yaşanacağı ön görülüyor. (2020 yılında ABD’de hemşire açığının 1milyon olması bekleniyor)

 

  • Dış kaynak kullanımı şirketlerde daha da yaygınlaşacak. Sebebi sadece şirketlerin kendi uzmanlık alanlarına odaklanma ihtiyacı değil. Birçok yetenekli ve çok iyi eğitimli genç kurumsal hayatta yer almak yerine girişimci olmak ve özgürlüklerini yaşarken aynı zamanda uzmanlıklarından gelir elde etmek isteyecek.

 

  • Sanal çalışma ortamları. İş hayatında olmayı tercih edenler de bugün hala ülkemizde tartışılmakta olan sanal çalışma ortamının zirvede yaşanmasını sağlayacak.

 

  • 55+ çalışanların sayısı 2020’de %60 artacak. Genç kuşak iş yaşamında yer bulmaya çalışırken aynı zamanda emekli olan çalışanların yeniden gelir yaratmak için iş yaşamına girişi ile karşılaşacaklar.

 

  • “Ben” jenerasyonu ile üst düzey yöneticilerin çoğu emekli olacak. Bununla beraber şirketlerin kurumsal hafızaları da  2020’de yaklaşık %40 oranında silinecek. Z kuşağının yüksek rekabetle daha fazla emek vererek başa çıkması gerekecek.

 

  • Kariyer ve başarı kavramları yeniden tanımlanıyor. Standartlar, klişeler gittikçe yok olmaya başlıyor. Her çalışana yaklaşımın otantik ve ona özel olması gerekiyor.

 

  • Yaş ve hiyerarşi yerini yaratıcılık ve bilgiye bırakıyor. Y kuşağı ile zaten başladı ancak artık hiç tahmin etmediğimiz yaşta ve tecrübedeki gençlerin daha once olmadığı kadar üst düzeyde ve önemli görevlerde yer aldığını göreceğiz. Hatta liderlerinin atanmasını değil, kendilerinin seçmesine da hazırlıklı olmak gerekli. Bilgi ise, yaşam boyu öğrenmeyi içeriyor. Her tecrübeden öğrenmek, her fırsatı bir öğrenme – gelişme fırsatı olarak görmek ve bunun için her türlü platformun hazır olduğu bir atmosferi anlıyoruz.” Bugün ne öğrendim?”

 

  • Yeteri kadar çalışıp, gelir elde etme ve kalan zamanı sosyal faaliyetlere harcama trendini anlamaya çalışıyoruz. Z kuşağı ile en üst düzeye ulaşacak. Saatlik görevler ve organizasyonun parçası olduğu sosyal faaliyetler önemli bir etki  yaratacak.

 

  • Birey kendisini iş yeri ile özdeşleştirmiyor. Şu anda da geçerli bir kavram. Bu değişmeyecek ve iş yeri ile özdeşleştirme kavramı yok. Aranması gereken şey “aitlik”. Çalışan firmada olduğu müddetçe kendisini buraya ait hissediyor mu? Bu da kendi kendine oluşan bir kavram değil. (içsel motivasyon gibiJ) organizasyon tarafından bunun hissettirlmesi ve bunun için emek verilmesi gerekli. Orada olması hep olacağı anlamına gelmiyor. Evlilik iki taraflı emek isterJ

 

Sonuç olarak, beğenelim beğenmeyelim geleceği inşa edenler yine biziz.

Teknolojiye ve gelişmelere karşı koymak, yeni yetişen nesilleri ön yargılarla olumsuz eleştirmek ve kendimize benzetmek veya bugüne hiç benzemeyecek geleceğin dünyasında onların vereceği güçle yola sağlam devam etmek.

Please reload

Featured Posts

Geleceğin İnsanı Olabilmek için Mandela’dan “UBUNTU”

July 31, 2015

1/5
Please reload

Recent Posts

September 6, 2016

April 30, 2016

Please reload

Search By Tags
Follow Us
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© 2013 DuruGönen Consultancy.   info@durugonen.com