Oscar Sıkıntısı!

April 30, 2016

 

29 Şubat 2016. 88. Oscar’lar verildi ve en iyi erkek oyuncu Oscar’ını daha önce 5 kez aday olup eli boş dönen Leonardo DiCaprio’nun almasıyla dünya rahat bir nefes aldı. Siz nasıl hissettiniz bilmiyorum ama ben de rahatlayanlardanım.

 

Ancak aynı gece hepimizin bildiği ama çoğunlukla konuşmayı pek de tercih etmediği ‘rahatsız eden gerçekler’ de çok konuşuldu. Oscar adaylarında “lack of diversity” yani “çeşitlilik olmaması” hiç olmadığı kadar açık ve net konuşuldu. Hatta ‘Oscar çok beyaz’ ifadesi ile sosyal medyada kampanya dahi yapıldı. Üstelik farklılıkların oluşturduğu bir ülke olmakla gurur duyan ABD için ‘kral çıplak’ demekten farksız değildi.

 

Hollywood’da ne kadar ses getirir bilmiyorum ama filmlerinde ABD demografik yapısını aynen yansıtan ekiplerle çalışan yapımcı ve yönetmen J.J. Abrams’ın izini takip edeceğini söyleyen yönetmenler duyulmaya başlandı bile.

 

Hollywood’u boş verelim! Bizler iş yerlerimizde veya sosyal yaşatımızda ne kadar çeşitliyiz acaba? Çevremizdeki farkılıklarla ilişkimiz, onlara bakış açımız nasıl?

 

Uzmanlar, bir kişiyle ilk kez karşılaştığımızda kendi normlarımız ile değerlendirdiğimizi ve kendimize benzer ne kadar çok alan bulursak, karşımızdaki kişiyi o kadar ‘normal’ olarak değerlendirdiğimizi söylüyorlar. İşin daha da fenası, ciddi bir çoğunluğumuz bu ‘normal’ olma halini çok seviyoruz. Bulunduğumuz ortamlarda normal kişilerin olmasını ve normal iletişimler kurmayı tercih ediyoruz.

 

Çeşitliliği yaşamaya gerçekten başladığımızda ise; ‘normal’ kelimesinin için nasıl boşalıyor, anlamsızlaşıyor. Aslında çeşitlilik derken neden bahsettiğimizin de tanımını net yapmak gerekiyor. Çeşitlilik sadece kadın, erkek veya farklı kuşaklar demek değil. Farklı değerler, etnik kökenler, inançlar ve cinsel tercihler de demek. Ve bizi bu çeşitliliklere yaklaşmaktan alıkoyan şey ise ‘genellemeler’. Kadınlar şöyledir, o dinden olanlar böyledir, eşcinsel kişilerin davranışları şöyledir, O memleketten olanların değerleri bunlardır gibi bizleri birbirimizden daha da uzaklaştıran genellemeler.

 

Genellemeler önemlidir ve doğrudur. Ancak eksiktir. Bir konuyu tartışmaya başlamak için önemlidir. Bize bir başlangıç noktası sunarlar. Oysa ki konuyu anlayabilmek için detayları görebilmek, o kocaman genellemelerin altındaki kişileri tanımak, düşünceleri, davranışları gerçekten anlayabilmek, hatta farklılık sandığımız benzerlikleri de görebilmek için yaklaşmak gerekiyor.

 

Şirketlerimizde farklılıkları ne kadar istiyoruz? Farklı olanı ne kadar takdir ediyoruz?

 

Her neyse, Oscar sıkıntısı diyelim ve gelecek senenin belki daha da beyaz Oscar’larını takip edelim!

 

Bu ayki TED konuşmalarını farklılıklarından gurur duyan iki kişi ve yakından bakmayı başaran bir fotoğraf sanatçısından seçtim!

 

https://www.ted.com/talks/morgana_bailey_the_danger_of_hiding_who_you_are

Morgana Bailey   Görüşlerinizi bir kere sakladınız mı, konuşmak giderek daha da zorlaşır. Çalışanların %61’i konular hakkındaki gerçek görüşlerini saklamayı tercih ediyor.

 

https://www.ted.com/playlists/282/talks_for_when_you_feel_like_n

Rosie King  Normal nedir? ‘Harikasın’, ‘çok farklısın’ iltifatken, bu kadar çok insan farklı olmaktan ve farklı olandan neden korkuyor?

 

https://www.ted.com/playlists/297/tough_talks_that_will_open_you

 Fotoğraf sanatçısı Chris Jordan Ancak yakından baktığınızda gerçeğin ne olduğunu görebilirsiniz. 

 

Popüler Yönetim Dergisi - PY'de yayınlandı

Please reload

Featured Posts

Geleceğin İnsanı Olabilmek için Mandela’dan “UBUNTU”

July 31, 2015

1/5
Please reload

Recent Posts

September 6, 2016

April 30, 2016

Please reload

Search By Tags
Follow Us
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© 2013 DuruGönen Consultancy.   info@durugonen.com